ÖMRÜ
BURJUVAZİYE “BALYOZ” GİBİ İNEN
BİR DEVRİMCİ:
NAFİZ KAÇMAZ
“ …
Kasketli bir adam gördüm
gözümün önünde hala.
Ya duvardaydı
afişlerden birinin içinde,
perondaydı yahut
altında kırık camların.
Nerde olursa olsun
Bir baş üstündeydi
öteki adamların.
Rahatça dayanmıştı bir balyoza.
…”
-Nazım Hikmet-
Türkiye İşçi Sınıfı yiğit evlatlarından birini, devrim ve sosyalizm mücadelesi yorulmaz bir savaşçısını daha kaybetti.
Türkiye’nin en yaşlı sosyalistlerinden biri ve Çukurova’nın en yaşlı sosyalisti Nafiz KAÇMAZ, zorlu ama bir o kadar da onurlu yaşamının son nefesini, kendisi gibi sosyalist olan yıllardır göremediği sürgündeki biricik oğluna kavuşamadan, 16 Mayıs 2003’te ömrünün çoğunu geçirdiği emekçi şehri Adana’da, her harcında kendisinin ve değerli hayat yoldaşı Yüksel KAÇMAZ’ın alınteri, göz nurunun olduğu , duvarlarında hala özel timin, faşistlerin sıktığı kurşunların izleri bulunan evinde verdi.Yoldaşları, dostları onu son yolculuğuna güneşli bir bahar günü, karanfillerle, alkışlarla uğurladı, mezarı kızıl bayrakla örtüldü.
1926’da hayatını adadığı sosyalist devrimin can bulduğu Sovyet topraklarında Akıska’da varlıklı bir kulak ailesinin çocuğu olarak başlayan yaşamını, Adana’da, Diyarbakır’da, Malatya’da, Niğde’de, İstanbul’da ,bulunduğu her yerde yoksullara, işçi sınıfı mücadelesine ve sosyalizme adamıştı.
Çukurovalı,Adanalı devrimcilerin,sosyalistlerin,hepimizin Nafiz Amca’sı bir inşaat yıkımcısı idi. Yakalandığı parkinson hastalığının ileri safhalarına denk düşen birkaç yıl öncesine kadar balyozunu elinden hiç düşürmedi. Tıpkı Nâzım’ın yukarıdaki şiirinde anlattığı Kiyef’li adam gibi. Yaşamı boyunca yüzlerce binayı yıkan Nafiz Amca, bir yıkım sırasında bir arkadaşına balyozu nasıl vurması gerektiğini, bir yönüyle kendi yaşamına da damgasını vuran bir şekilde şöyle tarif ediyor: “Balyozu kapitalizmin kafasına vurur gibi vuracaksın,sisteme indirir gibi indireceksin” Gerçekten de bütün yaşamını bir “balyoz” gibi indirdi burjuvaziye ve onun düzenine.
Politik yaşamına TKP ve TİP saflarında başlayan Nafiz KAÇMAZ , ‘77 1 Mayıs’ından, grevlere, fabrika işgallerine, direnişlere kadar her türlü eylemde yer aldı ve inançlı, sebatkar bir sosyalist olarak görevden ve militan mücadeleden, tıpkı soyadı gibi bir an olsun bile “kaçmadı” ve son günlerine kadar çevresindeki herkese, özellikle gençlere devrime ve sosyalizme olan inancını aşılamaya çalıştı. Sadece sabrı ve mücadeleciliği ile değil, neşesi, heyecanı ve coşkusu ile de gönlümüzde yer etti.Onun, yanında hayat yoldaşı ve kendi yaşamı başlı başına mücadele olan Yüksel Teyze ile, mitinglerdeki, alanlardaki yumruğu sıkılı ve gözleri yaşlı hali sanırım hiçbir devrimcinin hafızasından silinmeyecek.
Nafiz Amca birçok “yorgun” işçiye, belirli bir yaştan sonra kenara çekilen birçok “eski” sosyaliste doğruyu gösterircesine, yıllardır boğuştuğu ciddi sağlık sorunlarına rağmen son dönemi hariç, hemen hiçbir büyük eylemi, mitingi,1 Mayıs’ı kaçırmadı. Entellektüel faaliyeti küçümseyen “eylemcilere” ders verircesine, okumayı hep önemsedi, kendisi gibi sosyalizme gönül vermiş çok sevdiği eşi ile panellere, toplantılara, konferanslara elinden geldiğince katılmaya çalıştı ve özellikle zor günlerinde kendisine yeterince sahip çıkılmamasına rağmen, mücadelenin her aşamasında sosyalistlerin, devrimcilerin birliğini, dayanışmasını savundu.
Güle Güle Nafiz Amca! Güle Güle “Kavga Dostu”, “İş kardeşi”! Güle Güle Yoldaş!
İyi ki tanıdık seni! O balyoz, bu köhne düzen yıkılıncaya dek inmeyecek. İçimizdeki devrim ateşi, senin gibi yoldaşların dostluğu, sıcaklığı sayesinde hiç sönmeyecek!
Ne mutlu her şeye rağmen o “balyoz”u var gücüyle vurmaya devam edenlere!
Şiar Rişvanoğlu